Pazar, Mayıs 17, 2015

vev

Ve sen gittin ve ben bu hapishanedeyim. 
Zaten, sen de kim'din di mi? 

Şimdi, bana yapıyorlar hepsini o işkencelerin. 

Dayandığın gibi dayanıyorum. 
Koyverdiğin gibi bırakıyorum. 

Hayat hakkında atıp tutanların bir kısmı, 
Ne kadar da yeterinden az ezilmiş.



Oysa, biliyoruz biz, 
bir şekilde olmaz, 
her şekilde olabilir 
(di) mi?..

sessizbulut
evrim
17 Mayıs 2015

Salı, Nisan 07, 2015

nisyan

çıplak gönderiler
mahkum ettiler
isyan edeni
kutuya kapatıp
gömdüler...

kader çizdiler

ruh siktiler

gerçekle dürtüp
ölümle terk ettiler...

evrm

szzblt
08.Nisan.2015

anlamak palavrası

altı üstü
üstü altı götürür
anlamak palavrası-
paradoksu, paradigması-

par-a...


(aracılık içerir)


duygularında, seni koruyandan

sıyrılmadıkça,
o işi yapamayacaksın.

"başkalarının pabuçları"

dedi eski güzel atalar

başkasının kalbi

başkasının yolu

ruhun en yararlı yemeğidir.


aç kalmalıyız diyelim.


delirmemeye çalışmak,

delirmeyi durdurmaz
mantıklı olmadıkça

kime göre mantık?!


anlamaya çalışmak

hiçbir şey anlatmaz

demek beni seviyorsun,

iyi, harca. 
(iyi harca)

anlamaya çalışmak

işe yaramaz
kendini yakmadıkça

anlamak için ne kadar ileri gidebilirsin?


yatar mısın 3 gün 

çürüyen bir bedenin yanında 

anlamak yolu çalışmaz

kanayan yara senin olmadıkça

tuttuğun silahın kurşunu

senin kalbine saplanmadıkça

karşıma geçip

bana her şeyi söyleyebilirsin

ayakkabılarım anlatmaz

deneme, yürüme, bakma.

gerçekten istiyorsan,

kes ayaklarımı 
giy kendine
ruhuma saplan

anla.

evrim

sessizbulut
7 Nisan 2015




The video is not mine. 
Video bnm değil.

Pazar, Nisan 05, 2015

Hoşça kal Kerem

Ne zaman biri gitse,
Mahalleye yeni bir kedi ya da köpek gelir.

Bir kabus olur acı

Bir karga pencerene konar
Baykuşun işi bitmiştir, susar.

Sen şimdi gerçekten gittin.

Bu dünyada görüşemediysek.
Yeraltında mutlaka görüşmeliyiz.

Sırra erme günün gelmiş...


Umarım vardır gerçekten düşlerin 

Kaçmış ruhları koruyan ülkesi.
İyilikle git, iyi ol, 
Işıkla git, ışık ol...

Hoşça kal Kerem.

Orada da uç, yine güzel ve hoş ol...

Evrim Gürel

Sessizbulut


3 Nisan 2015'de uçan güzel ruh Kerem için... 


Perşembe, Ocak 15, 2015

The Doors, People Are Strange


The Doors, People Are Strange

Video benim değil, 
Video is not mine.

akıllı hayvan

Akıllı bir hayvan, asla evcilleşmez.


sszblt.
15 ocak 2015

Tanrı ve Tenezzül

Tanrı, bir gün,
-çok aptaldı-

Tanrı 

Bir
Gün

Çok aptaldı,


Unuttu 

Ne yarattığını
Ve insan
İçine daldı!

Tanrı

Bir gün...

Çok aptaldı.


Değiştirdi kılığını

Ve tüm mütevaziliği ile
İnsanlara katıldı...

Tanrı 

O gün
Ne büyük bir hata yaptığının
Farkına vardı...

O günden beri, 

Tanrı'nın evinin adı Cennet,

Dünyanınki

Cehennem kaldı.


sessizbulut
15 Ocak 2015
evrim gürel

Pazar, Aralık 28, 2014

Avalanche





Avalanche, Leonard Cohen. Songs of Love and Fate albümünden.

Salı, Aralık 09, 2014

Oracle of Delphi


P: "Unutma!..." 
"Adım P...Tekrar et benimle"

E:  "Neredeyim?" "Hangi rüya bu?"

P: "Artık bizden birisin... bizimle olacaksın... gir içeri... Benim adım Pi ttt haii hiaaa"

... Uykulu gözlerimle görebildiğim kadarıyla göğe yazılan harfleri hafızama çizdim, "Ne garip bir P bu?!"... Rüya ülkesinde duyabildiğim kadarıyla işittim. Sonra pelerini giydim. Resimdeki kadar kırmızı değildi ama; siyaha yakındı rengi... Diğer kızlarla, sekizler çizdik, çemberler çizdik, dans ettik ya da dans gibiydi...
E: "Neredeyiz?" "Bunlar kim?"

Siyah, dalgalı saçlı bir adam, beyaz gömlekli, bir kayığa bindirip beni, karanlık sularda bir gece, gri toprak rengi karanlık bir dağ gibi duran o adaya götürdüğünde, korkudan ve meraktan delirecektim. Kaçsaydım, asla bilemeyecektim. O kadını izledim, mezara yeni konmuş, yarı beline kadar dışarda, çıkmaya çalışan o huzursuz kadını, sanki Victoria çağından kopup gelmişti. Zamanları yine karıştırmıştı rüya efendileri... Arkası bana dönük siyah briyantin saçlı, suskun yüzüme hiç bakmayan adalı adama gidip, kayığın ucundaki:

E: "Nereye gidiyoruz, kıyıda dağda gömülü şu kadının yanına mı, onun yerine beni mi koyacaklar?" diyebildim...

Yanıt vermedi, iskeleye bağladı ipi... "Gel!", dedi... Merak mı? Güvenlik mi? Bilgi mi? Can mı dedim? Kaçacak yer yok ki! Kaçış da karanlık suydu sonunda. Ha su, yani, ha ada? Nereye kaçacağımı bilemedim. Atlayıveririm derken, suya... Zihnimle birden kayığı geri çevirdim... Merakı bırakıp kaçmayı, güvenliği seçtim. Hikayemi hiç öğrenemedim.

"Piii ttt hhai ya da hiaa tthhaii" dedi kızıl saçlı kadın (Neydi?)...

"Adım bu benim, seni seçtim. artık bizimlesin, bu ismi...", "...Sakın, unutma".




sessizbulut
evrim gurel
Bir Aralık Rüyası, 2014... 

Salı, Kasım 18, 2014

Cem Adrian, Ayten Alpman, Hani Bazen





Cem Adrian ve Ayten Alpman, Hani Bazen

Cem Adrian, herkes gider mi?





Cem Adrian, herkes gider mi?

Stromae, tous les mêmes





Stromae, tous les mêmes

Stromae, alors on danse





Stromae, alors on danse

Faithless, we come 1





Faithless, we come 1

Pazartesi, Kasım 17, 2014

ait olmama andı

Birileri bizden, ötekiler değil diye, durduğunuz yerin etrafına yollar, duvarlar çizerseniz, hayatın ve insanların sadece bir yönünü, bir kısmını tanıya-bilirsiniz. Bir yere ait olmamak, herkesi ve her şeyi tanımaya çalışmak ve sevmek için ant içtim. Dünyayı tarafsız anlayabilmek için. 

Umarım, sözümden dönmeyeceğim.

evrim gürel
sessizbulut
17 Kasım 2014

Çarşamba, Ekim 22, 2014

...

tutma, bırak...

tutunmak yok.
anlamak var.

sszblt.
22 Ekim 2014. 

Pazartesi, Ekim 06, 2014

Vahşetin savunusu olmaz!

Kara şaman rüyamda benimle konuştu...

Bu gece çok az uyudum... 2 saati bulmayan uykumda birinin ölümüne onun bedeninde şahit oldum. Sonra o ölürken, onun beynindeki her şey benim oldu. Tüm inançları, korkuları, kaçışları... Ve bilgi kalp evimi buldu. Rüyamda kanat çırpan kuş, dünyadaki vahşetten habersiz yürüyen 4 arkadaştan birinin ruhuna ve oradan bedenine kondu. Taksim'in arka sokaklarında tesadüfen bulunan bu kişinin gözlerinden rüya dilinde sadece dışarıyı görebiliyordum. Bir kadın mı yoksa erkek mi bilmiyorum. Ama öldüğünü gördüm. Daha doğrusu, bilmeden sadece hastaneye yetiştirmeye çalıştığı bir arkadaşını arka sokaklardan götürürken, sokağa sıkılan gazların arasında kalıp, soluksuz yığıldığını, polisin, sağlık görevlilerinin astımı olduğunu söylediği halde onu o halde bıraktığını gördüm..İçinde ben varken ölüyordu... Rüyada girdiği bedenden çıkarken ölümün kıyısında uyanmak, acıyı hayata taşımak şaman olmanın lanetidir... Uyandığımda ben de boğuluyordum. Birileri, bir yerlerde, uzun süredir, çeşitli sebeplerle, inançlarla, yöntemlerle öldürülüyor. Çektirdiğimiz her acının bedelini nesillerce ödeyeceğimiz bir dünyada yaşıyoruz. Başkasına acı verdiğimizde de, acı bize geri dönecek, dönüyor... Lütfen artık bu dursun. 


Vahşeti durdurun. 

sessizbulut
07 Ekim 2014

Salı, Eylül 23, 2014

.V.

susmak istedim.
ama bugün,
çok yağmur vardı.



evrm

sszblt
24 Eylül 2014

ANLA.TAMAM


BİR ANIM VAR.
HER ŞEYİN BAŞLADIĞI
O YERE, AN'A DAİR...

KELİMELERLE 
ANLATAMAM.

BİR ANIM VAR.
HER ŞEYİN BAŞLADIĞI
AN'A DAİR
O YERDE...

KENDİNİ BİLMEZ
DİLSİZ HİKAYE

SÖZLER DEĞİL 
ÖNCE SADE
DUYGU VAR.

HER ŞEYİN BAŞLADIĞI
YERE DAİR
BİR ANIM VAR.

GAİP YERDEN
KAYNAKLANIR
YAŞANMADAN 
KENDİNİ YAZAN
HİKAYE

GARİP BİR DÜZEN VAR.

ÖNCEDEN SÖYLESEM 
ANLAMI YOK.
BİLSEN
FARK ETMEZ.
SONRA,
BİLDİĞİNDEN
VAR.

BİR ANIM VAR.
HER ŞEYİN BAŞLADIĞI
AN'A DAİR...

GÖRDÜĞÜN AN
DUYDUĞUNDU
İÇİNDE İŞTE
HİKAYE...

İLK BİLGİ
UYARIYDI.


KAÇ.

YAŞANACAK
BİR ACIN 

VAR.




evrm. 
sszblt.
23 EYLÜL 2014

Pazar, Eylül 21, 2014

sen hiç üzerine deniz giydin mi?


Sen hiç üstüne deniz giydin mi?
Sandığın kadar ıslak değil, merak etme… Ama daha karanlık!
Gözlerin yapışmış, gözlerime ben doğmadan, bu yüzden, onları göremiyorum. Bir kez, dışarıdan baksam, anlayacağım nasıl bir şey olduğunu, biliyorum!

Benim sahip olduğum şey, bakışın sahip olduğu şeyden çok farklı değil. Sen, hiç kendini görebilen bir bakışa rastladın mı? Dirseğine aynı elle dokunabilir misin?

Balıklar, en çok karanlık basınca korkar sanırdım denizden, oysa, denizin dibi hep karanlık.

Doğaya çıkmayalı yüzlerce yıl oldu. Ne kulaklarım eskisi gibi hassas, ne ayaklarım hazır koşmaya…

Sessizlikten beni şehirler uzaklaştırdı. Çenem düştü gürültünün içine, bana, “Rahatça konuş” dediler, “Buraları, eski ormanlar gibi değil, avcılar yok burada! Sesin, yerini ele vermez yada seni.. sesine doğru gelip seni bulmazlar…”

Oysa, olanlar, hep çok konuştuğumda, oldu. Sese değil içindekilere odaklanmıştı insanlar. Her çıkan a’yi ağzımdan, duymaz, dinlemez gibi yaptılar. Oysa, kulakları a’dan sonra geleceklere, a ile işbirlikçilere dikilmişti.

Tüm seslerimden hesap sordular, seslerimi mahkum edip beni kırbaçladılar… “Söyle, neden bu sesleri taşıdın ağzinda, neden bunları çıkardın? Bunları tuttun? Bunları neden değiştirdin?! Söyle, sen bu seslere ne anlam yukledin?!”

Oysa, hepsi, denizi üzerime giyiverdigim bir gece başlamıştı. Çok sıkkındı canım, cok sıkkındı! Penceremden uçuverdiğimde, istediğim tek sey, bu dünyanın bir parçası olmaktı. Ana parçası değil. Kapının kolu gibi bir şey ya da bir vida…

Bilmiyorumdum, yasaktı!


evrm gürel 
sessizbulut

2002, Büyükçekmece'de ilk yıl...